Kulağa sert gelecek ama söyleyeyim: “Kesin yetki kamu düzeninden mi?” sorusunun arkasına saklanarak adaleti geciktiren bir formalizmi yıllardır meşrulaştırıyoruz. Evet, kesin yetki kamu düzeniyle ilişkilendirildiğinde yargıcın resen denetimi güçleniyor; ancak aynı çatı, vatandaşın maddi gerçeğe ulaşma hakkının üzerine de gölge düşürebiliyor. Bu yazı, kutsal ilan edilen kalıpları sarsmak; neyi, kimi, neden koruduğumuzu yeniden tartışmak için.
Kesin Yetki Kamu Düzeninden mi? Evet… Ama Sınırları Nerede?
Klasik anlatı şudur: Bazı dava türlerinde yer bakımından yetki öylesine kritik ki, taraf iradesine bırakılamaz; kanun koyucu kuralı “kesin” yapar, yargıç da bunu her aşamada kendiliğinden gözetir. Mantık basit: İçerikte kamu yararı ağır basıyor; toplumsal düzen, zayıf tarafın korunması veya yerel bağın (örneğin taşınmazla ilgili davalarda) güçlülüğü buna ihtiyaç duyuyor. Bu nedenle “kesin yetki kamu düzenindendir” cümlesi, ders kitaplarının değişmez cümlesine dönüşmüştür.
Peki ya pratikte? Kamu düzeni şemsiyesi altında, muhakemenin hızını, erişilebilirliğini ve hakkaniyeti nasıl etkiliyoruz? Cevap, her dosyada aynı değil.
Kamu Düzeni Argümanının Güçlü Yönleri
Önce adil yanından bakalım. Kesin yetki, belli alanlarda forum seçimini sınırlayarak güç dengesizliğini törpüler. Zayıf tarafın yaşadığı yer mahkemesi, taşınmazın bulunduğu yer, aile statüsüne ilişkin merkezler gibi somut bağların öne çıkması, “mahkeme turizmi”ni caydırır. Yargıcın resen gözetimi ise tarafların gözünden kaçabilecek usul hatalarını erken safhada yakalar; usule uygun bir zemin, maddi adaletin önkoşuludur.
Bir diğer artı: Öngörülebilirlik. Taraflar ve avukatlar, “Bu dava nerede görülecek?” sorusunun cevabını daha baştan bilir. Yargı teşkilatı da iş dağılımı ve uzmanlaşma açısından nefes alır; belirli mahkemeler belli davalara bakar, içtihat yeknesaklığı güçlenir.
Zayıf Yönler: Kutsal Kâse Değil, Bazen De Taş Bir Kupa
Gelelim eleştiriye. “Kamu düzeni” dediğimizde, tartışmayı sanki kapatmış olacakmışız gibi davranıyoruz. Oysa kesin yetkinin otomatik uygulanması, bazı dosyalarda maddi gerçeğe yaklaşmayı geciktiriyor. Yanlış yerde açılan bir davanın, yıllar sonra “yetki yok” diye sıfırlanması; sırf dosya gidip-gelirken tanıkların unutması, delillerin zayıflaması… Kamu düzeni buysa, kamu bundan ne kazanıyor?
Dijital çağda coğrafi yer bağlılığının azalan anlamı da cabası. E-duruşma, UYAP, uzaktan beyan… Vatandaş fiilen başka şehirde yaşamasa bile, dosyaya erişimi ekran üzerinden mümkün. Hâl böyleyken, “yanlış kapıdan girdin” diye tüm süreci sıfırlamak, kamu düzenini korumaktan çok usulî intizam fetişizmi gibi görünmüyor mu?
Bir diğer tartışma: Harm-sızlık ilkesi (harmless error). Yetkinin “kesin” olması, her hatanın davayı otomatik düşürmesini mi gerektirir? Deliller toplanmış, taraflar dinlenmişse; yalnızca mahkeme kapısının levhası “yanlış” diye emekleri çöpe atmak, kamu vicdanında nasıl bir iz bırakır?
Kesin Yetkiyi Kamu Düzeni Olarak Görmenin Tartışmalı Noktaları
- Genellik Sorunu: Her kategori gerçekten kamu düzenini mi ilgilendiriyor, yoksa bazıları alışkanlıktan mı kesin?
- Taraf İradesi ve Eşitlik: Neden belirli hallerde tarafların bilinçli ve açık rızasıyla yetki sözleşmesi yapması yasak? Zayıfı koruyalım derken tüm yetişkin bireyleri ehliyetsiz saymış olmuyor muyuz?
- Ekonomik Etki: Yetki itirazları yüzünden uzayan yargılama, toplumun kaynaklarını nereye harcıyor? Kamu düzeni, kamu bütçesinden bağımsız düşünülebilir mi?
- İçtihat Esnekliği: Hangi dosyada kamu yararı gerçekten ağır basıyor, hangisinde formül fazla sıkı? Yargının ölçülülük ve orantılılık denetimi nerede devreye girecek?
Bir Yol Haritası: “Kesin”i Yeniden Tanımlamak
Cesur bir öneri: Kesin yetkiyi tek parça bir blok yerine, kategori bazlı bir matris gibi düşünelim. Bazı davalarda (ör. taşınmazın aynına ilişkin çekirdek ihtilaflar, kişisel hâllerin çekirdek alanları) “kesin ve mutlak” yaklaşım korunurken; diğerlerinde şartlı esneklik tanınsın.
Somut Adımlar (Tartışmaya Açık!)
- Kademeli Model: Kesin yetki alanlarını A (mutlak), B (şartlı), C (nispi) olarak ayrıştırmak. A’da tam resen denetim; B’de tarafların açık rızasıyla istisna; C’de ağırlıkla taraf iradesi.
- Zararsızlık Filtrelemesi: Yargıç, yetki hatasının dosyaya maddi zarar verip vermediğini kısa bir değerlendirmeyle tespit etsin; zarar yoksa sırf yetki nedeniyle sıfırlama olmasın.
- Dijital Erişim Kriteri: Uzaklığın fiilî etkisi, e-duruşma ve uzaktan beyan imkânlarıyla ölçülsün; dijital erişim güçlüyse katı coğrafî bağ gevşetilsin.
- Zayıf Taraf Odaklı İstisna: İşçi, tüketici, kiracı gibi zayıf taraf lehine esneklik korunurken, bilinçli ve avukatla temsil edilen taraflara sınırlı yetki sözleşmesi imkânı tanınsın.
Provokatif Sorular: Kamu Düzeni mi, Usul Düzeni mi?
Gerçekten “kamu düzeni” dediğimiz şey, dosyanın doğru kapıda açılması mı, yoksa adil sonuca makul sürede ulaşmak mı? Kesin yetki, zayıfı koruyan bir kalkan mı, yoksa adalete erişimi geciktiren bir bariyer mi? Dijitalleşen yargıda, coğrafî bağlılık hangi rasyonel gerekçeyle “kesin” kalmalı?
Son Söz: “Kesin” Olanı Tartışmaktan Korkmayalım
Kamu düzeni, toplumun adalet beklentisinin toplamıdır; yalnızca yönetmeliklerin dizilişi değil, vicdanın ritmidir. “Kesin yetki kamu düzeninden mi?” sorusuna refleksle “evet” demek kolay; zor olan, nerede, neden ve kimin için kesin olduğunu açıklıkla tartışmaktır. Gelin, kesin yetkiyi kutsal bir tabu değil; ölçülülükle ayarlanan bir adalet aracı olarak yeniden tasarlayalım.
Özetle: Kesin yetkiyi kamu düzeni içinde tutalım; ama dijital çağın gerçekleri, zararsızlık ilkesi ve zayıfın korunması dengesiyle yeniden ayarlayalım. Tartışma şimdi başlıyor—yorumlarda buluşalım.
İdari yargıda yetki kamu düzeni ile ilgilidir ; taraflar anlaşma yoluyla yetkili mahkemeyi belirleyemezler. Yetki, yetkisizlik itirazı, taraflarca ileri sürülmese bile mahkemece kendiliğinden dikkate alınır. Bir davanın, yetkisiz mahkemece karara bağlanmış olması temyiz aşamasında bozma nedenidir. 6 Oca 2024 İdari Yargıda Yetkili Mahkeme 2025 | Av. İdari yargıda yetki kamu düzeni ile ilgilidir ; taraflar anlaşma yoluyla yetkili mahkemeyi belirleyemezler.
Yasmin! Sevgili dostum, sunduğunuz yorumlar yazının entelektüel düzeyini yükseltti ve onu daha değerli bir metin haline getirdi.
HMK Madde 7 Gerekçesi Ayrıca, “…davaya, ancak o yer mahkemesinde bakılır” denilerek, ortak yetkili mahkemenin yetkisi, kesin yetki hâline getirilmiştir . Madde bakımından yetki kuralları (görev) kamu düzenindendir . Ceza Muhakemesi Kanununun 4. Maddesinin 1. Fıkrasına göre; “Davaya bakan mahkeme, görevli olup olmadığına kovuşturma evresinin her aşamasında re’sen karar verebilir.” 3 Eyl 2021 Ceza Mahkemelerinde Görev ve Yetki Nedir? – Av.
Efe!
Önerileriniz yazının özgünlüğünü destekledi.
Kesin yetkinin söz konusu olmadığı hallerde, asıl davaya bakan mahkeme, karşı davaya bakmaya da yetkilidir. Kesin yetkinin söz konusu olduğu hallerde asıl davaya bakan mahkemede, karşı dava açılamamasının sebebi, kesin yetki hallerinin kamu düzeninden oluşundandır . Kesin yetki kuralları, davaya yer bakımından bakabilecek mahkemelerin yasada sınırlı sayıda olduğu kurallardır. Bu kurallar kamu düzenine ilişkin olması sebebiyle yetkisizlik yargılamanın her aşamasında ileri sürülebilir .
Kurtboğan!
Fikirleriniz yazının anlamını netleştirdi.
Kesin yetki kurallarına örnekler : Mirasbırakanın son yerleşim yeri mahkemesi, Taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi, İflasta borçlunun muamele merkezinin bulunduğu yer mahkemesi, Can sigortalarında sigorta ettirenin, sigortalının veya lehtarının yerleşim yeri mahkemesi. 5 Eyl 2021 Medeni Usul Hukukunda Görev ve Yetki – Av.
Arda!
Yorumlarınız yazının kalitesini yükseltti.